KARAÖZÜ

BURUNÖREN

KALEKÖY

YERLIKUYU

IGDELI

KARPINAR

KIZILPINAR

 

BU DÜNYA VE GÜNEŞ HEPİMİZE YETER

 

(*1) BU DÜNYA VE GÜNEŞ HEPİMİZE YETER
Sevdigim dostlardan aldıgım mesajlar üzerine ülkemizde ve de yöremizde gelişen olaylar kültürümüz üzerine oynanan oyunlar hakkında birşeyler yazmaya karar verdim. Alevi – Bektaşilik konusunda uzman degilim ama Alevi-Bektaşi kültüründen olan bir köyde dünyaya gelmişim iyi ki böyle olmuş. On iki yıldır araştırma yapıyorum.
Mersin Hacı Bektaş-ı Veli derneginin kuruluşundan beri üyesiyim. Yönetim kadrolarında çalıştım. Kendimi geliştirmeye bu kültüre hizmet etmeye çalışıyorum. Konuya girmeden biraz sitem etmek istiyorum. Köyümüzün ve çevre köylerin web siteleri açılmış buna çok sevindim. Bizlere bu iletişim olanagını sundukları için emegi geçen herkese teşekkür ederim.Yanlız biraz üzgünüm bu sitelere yazı yazanlara kırgınım.
İki tane çocugum var onlara yöre köylerimizin web sitelerine girip gelişmeler hakkında bilgi edinmelerini öğütlüyorum. Ne yazık ki yazılan yazılar çok yüzeysel, kırıcı, isimsiz,kişisel basit çatışmaya dönüşmüş. Bunları kınıyor, çirkin buluyorum. Çocuklarım baba bunlarımı okuyalım deyince üzülüyorum. Oysa yazılan her yazı onları düşünmeye sevk etmeliydi.

(*2) Konumuza dönersek; ülkemizde yaşayan insanlar Aleviliği hz muhammedin ölümünden sonra ortaya çıkan hilafet kavgası ile başlatmak ister. Alevi sözcüğünü Anadolu da XV ve XVI. Yy da kullanmaya başlarlar ve de bu tarihi Alevi inancının başlangıcı sayarlar. Oysa bizim inancımız dünyada ilk kurulan MU imparatorluğunda vardı. O zamanlar islamiyet bile dogmamıştı. Kanıt ve örnek isterseniz Hacı Bektaş-ı Veli Dergahını inceleyin. MU imparatorluğunun arması olan ortasında daire güneşi sekiz ışıklı arma Hacı Bektaş-ı Veli dergahının her köşesinde vardır. Alevilik-Bektaşilik onurlu bir yaşam biçimi, kültür ve birilerinin anlayacagı dilden sevgi dinidir. Kitabımız da GELENEGİMİZ dir.
Ülkemizde ve yöremizde devamlı varolan asimilasyon işleri hız kazanmaya başladı. 1994 yılında bu karanlık gidişatı gördügüm için köyümde (Yerlikuyu da) kendi halkımın imece usuluyla yaptıgı köy odasını Kültür ve Cem evine dönüştürmek için imza kampanyası yaptım ve İlçe Kaymakamlıgı’na müracaatta bulundum.

Burasının kendi inancımıza hizmet eden, gençlerimizin kötü alışkanlıklardan uzaklaşıp kültürlerini ögrenmesi için olanak saglayan bir yaşam yeri olmasını arz ettim. 1995 yılında o yörede yok olmaya yüz tutan Alevi-Bektaşi inancının temelini oluşturan cem töreni ve onun bir parçası olan semah gösterilerini her türlü olumsuzluklara karşı yöremizde başlattım ve bu töreni geleneksel hale getirdik.

Bu korkulan inancı yeraltından yeryüzüne çıkardım. Açık meydanlarda tüm insanlara tanıttık. Bundan dolayı onurlu ve gururluyum. Şimdi dogru olduguna inandıgım bu eylemin meyvelerini topluyorum. Aynı etkinlikler Karaözü ve İğdeli köyünde başlamıştır. Yöremizdeki onurlu insanlara sesleniyorum bil hassa GENÇLERE köylerinizi; o yaşlı beyinlere, çıkarcı korkak insanlara geleceginizi karartacak imkanı tanımayın web sitelerine boş yazılar yazacagınıza köylerinize gidin, siz gitmezseniz oralara birileri gidiyor.

(*2) İlçenin Milli Egitim Müdürü, Müftüsü ve diger yöneticileri yöredeki Alevi köylerini gezerek köylerinize cami yapalım sizler hiç para vermeyin, CEM EVİ isterseniz ödenek vermeyiz diyebiliyorlar. Karpınar köyüne yapılan camiden sonra şimdi de İğdeli köyü üzerinde oyunlar oynanıyor.

Hıristiyanlar ülkemize geliyor, dinlerini yaymak için misyonerlik yapıyorlar ve yurdumuzda gündem oluşturuyorlar. Peki ya Alevi-Bektaşi köylerine merkezi ezan sistemi baglatmaya, o köylere cami yapmaya çalışanlara ne denir? Aziz Nesin sağ olsaydı güzel bir yazı yazardı biz de hallerine gülerdik. Kardeşim, bu misyonerliğin ta kendisidir.

Merkezi ezan okuma sistemi baglantısından bizim köyde nasibini almış. Köyde abdes alıp namaz kılmasını bilen olmamasına ragmen kapısı kilitli bu binada ezan okunuyor. Bu denklemi kimse çözemiyor. İlçe kaymakamına durumu anlattım. Bu onur kırıcı sistemin düzenegini söküp götürmelerini arz ettim. Sağolsun müftülüğe bildirerek bu cihazı söktürdü ve bu anlamsız uygulamaya son verdi.

Bizi yönetenlere seslenmek istiyorum; bizleri Mustafa Kemal ilkelerinden, Hacı Bektaş-ı Veli felsefesinden alıkoyamazsınız. Genlerimizde onların fikirleri var. Bizler insanı sevmeye devam edecegiz. Bizim inancımızda kan ve kin yoktur, sevgi vardır. Dünyada ugruna insanlar katledilmeyen tek kültür, yaşam biçimi ve inanç Alevilik-Bektaşiliktir.Yanlızca Demokratik, Laik Cumhuriyetin tehlikeye düşücegini anladıgınızda bizleri hatırlamayın.
Sevgilerimle
Karaözü ve Çevre Köyleri Dernegi Mersin Şubesi Eski Başkanı
Alim KILIÇ